SAĞLIK

Kadın Sağlık Emekçileri: “Haklarımız İçin Mücadele Ediyoruz”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlık çalışanlarının sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulunan kadın sendika başkanları, sağlık alanında yaşanan sorunların yalnızca çalışanları değil toplum sağlığını da etkilediğini vurguladı.

Kadın sağlık emekçileri, adil olmayan bir iş-yaşam dengesine mahkûm edildiklerini belirterek çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. Kadın sendika temsilcileri, sağlık sisteminde kadın çalışanların çok sayıda zorlukla karşı karşıya kaldığını ve bu durumun hem çalışanların yaşamını hem de sağlık hizmetlerinin niteliğini etkilediğini dile getirdi.

Kadın sağlık emekçileri ayrıca, sağlık alanında erkek egemen anlayışın etkili olduğunu belirterek, “eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürüttüklerini” ifade etti. Kadın temsilciler, eşitlikçi çalışma ortamı, adil iş yükü ve daha güvenli çalışma koşulları talebinde bulundu.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kutlamaların yanı sıra kadınlara yönelik ayrımcılık ve şiddetin, artan kadın cinayetlerinin ve kadınların yaşadığı sorunların bir kez daha dile getirildiği bir gün olmayı sürdürüyor. Kadınlar çalışma hayatında da sık sık bu sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle sağlık alanında gece gündüz demeden çalışan kadınların sağlık kurumlarında yaşadığı sıkıntılar gündemdeki yerini koruyor.

Bu kapsamda, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar kadın sendika başkanlarıyla konuşuldu.

‘SORUNLAR, TOPLUM SAĞLIĞINI ETKİLİYOR’

Genç Sağlık Sendikası Kadın Kolları Genel Başkanı Sevda Koca, 8 Mart’ın kadınların toplumsal hayattaki emeğini, mücadelesini ve dayanışmasını hatırlatan önemli bir gün olduğunu söyledi.

Koca, sağlık sektörünün kadın emeğinin en yoğun hissedildiği alanlardan biri olduğunu belirterek, kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunların yalnızca çalışanları değil, aynı zamanda toplum sağlığını da etkilediğini ifade etti.

Hastaneler, aile sağlığı merkezleri, acil servisler ve sağlık hizmetinin sunulduğu her noktada görev yapan kadın sağlık emekçilerinin büyük bir özveriyle çalıştığını vurgulayan Sevda Koca, “Kadın sağlık çalışanları yalnızca mesleklerini icra etmekle kalmıyor; aynı zamanda anne, eş ve evlat olarak hayatın birçok sorumluluğunu da omuzlarında taşıyor. Uzun nöbetler, yoğun çalışma temposu, zaman zaman maruz kaldıkları şiddet ve mesleki zorluklara rağmen sağlık hizmetinin devamlılığı için büyük fedakârlık gösteriyorlar. Son yıllarda sağlık sistemindeki yoğunluk, kadın çalışanların üzerindeki yükü daha da artırdı. Gece gündüz demeden çalışarak hastalarına şifa olmaya çalışan bu emekçi kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, güvenli bir ortamın sağlanması ve emeklerinin hak ettiği değeri görmesi büyük önem taşıyor. Kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar yalnızca bir meslek grubunun değil, toplum sağlığını doğrudan etkileyen bir konudur. Daha adil, güvenli ve insani çalışma koşulları hem çalışanlar hem de sağlık hizmeti alan vatandaşlar için gereklidir. Bu nedenle 8 Mart sadece bir kutlama günü değil; kadın emeğinin görünür olması, haklarının korunması ve eşit çalışma hayatı için güçlü bir çağrıdır. Kadın sağlık çalışanlarının sesi duyuldukça, dayanışma büyüdükçe ve emek değer gördükçe sağlık sistemi de güçlenecektir. Başta sağlık alanında görev yapan tüm emekçi kadınlar olmak üzere, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, emeklerinin ve mücadelelerinin her zaman saygıyla anılması gerektiğini vurgulamak istiyorum” dedi.

‘ÇALIŞMA YAŞAMI HER GÜN ZORLAŞIYOR’

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yüzyılı aşkın bir süredir kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesini simgelediğini belirten Dr. Derya Uğur, sağlık ve sosyal hizmet alanının kadın emeğinin en yoğun olduğu sektörlerden biri olduğunu söyledi. Uğur, bu alandaki kadın emekçilerin yurttaşların sağlığı için büyük özveriyle çalıştıklarını ve her geçen gün artan iş yükü ile karşı karşıya olduklarını ifade etti.

Kadın sağlık emekçilerinin uzun ve düzensiz çalışma saatleri, yoğun iş yükü, personel yetersizliği, performans baskısı ve güvencesiz çalışma biçimlerine maruz kalarak çalışma yaşamlarının giderek zorlaştığını vurgulayan Dr. Derya Uğur, “Bunun yanında sağlıkta şiddetin artması, işyerlerinde mobbing ve baskı uygulamaları, kadın emekçilerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpranmasına yol açmaktadır. Kadınlar yalnızca işyerinde değil, toplumsal yaşamda da çok yönlü yüklerle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışma hayatındaki sorumluluğun yanında bakım emeğinin büyük bölümünü de üstlenmek zorunda kalan kadınlar, adil olmayan bir iş ve yaşam dengesine mahkum edilmektedir. Çocuk bakımına yönelik kamusal desteklerin yetersizliği, aile bütünlüğünü gözetmeyen tayin uygulamaları ve güvencesiz çalışma koşulları, emekçi kadınların yaşamını daha da zorlaştırmaktadır” dedi.

‘CAYDIRICI YASAL DÜZENLEMELER HAYATA GEÇİRİLMELİ’

Genel Sağlık-İş olarak taleplerini açıklayan Uğur, “Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların insanca çalışma koşullarına sahip olabilmesi için sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli, güvenli çalışma ortamları sağlanmalı, personel eksikliği giderilmeli ve liyakatsiz yöneticilerin baskı ve mobbinglerine acilen son verilmelidir. 7/24 hizmet veren kreş ve bakım evlerinin açılması, aile birliğini gözeten tayin haklarının güvence altına alınması ve kadın emekçilerin insanca yaşayabileceği ücret ve emeklilik koşulları acilen sağlanmalıdır. 8 Mart’ın tarihsel mirası, bizlere dayanışmanın ve mücadelenin gücünü hatırlatmaktadır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların hakları, güvenliği ve onurlu çalışma koşulları için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

‘KADIN TEMSİLİYETİ CAM TAVANA TAKILIYOR’

8 Mart’ın kadınların mücadele tarihinin günü olduğunu belirten Nazan Karacabey, “Dinci, gerici, muhafazakar sistemlerin her dönem emeğimize, bedenimize ve hayatlarımıza kastettiği uzun bir mücadele tarihinden bahsediyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlar, şifacılıktan bu yana eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürüttü ve yürütmeye devam ediyor” dedi.

Sağlık sisteminin hem yönetsel hem de istihdam ve ücret politikaları ile dönüşümünü tamamladığını vurgulayan Karacabey, “Hastanın müşteri, çalışanların performans baskısı ile sayıdan ibaret iş bitirmeye zorlandığı bir sağlık sistemi var artık. Sağlık iş kolunda emekçilerin yüzde 60’dan fazlası kadınlardan oluşuyor. Buna rağmen başta yönetim kadroları olmak üzere karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyeti cam tavanlara takılıyor. Aynı tablo, kadınların sendikalardaki temsiliyetinde de görülüyor” ifadelerini kullandı.

‘TOPLUMUN SAĞLIK HAKKI İÇİN SÖZ YÜKSELTECEĞİZ’

Kadın sağlık emekçilerinin tıbbın eril baskısına karşı mücadele ettiğini dile getiren Karacabey, “Şiddet her biçimiyle sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların temel sorunudur. Sosyal çalışmacı kadınlar saha çalışmalarında yalnız ve şiddete açık durumda. Pek çok kadın emekçi ölümle burun buruna geliyor, tehditler nedeniyle kurum veya il değiştirmek zorunda kalıyor. İş yerleri mobbing ve baskının kurumsallaştığı mekanlara dönüştü. Bu baskılar sadece idarecilerden gelmiyor; kadınlar iş arkadaşları erkekler tarafından psikolojik baskı, şiddet ve tacize maruz kalıyor.

İstihdam ve ücretlendirme parçalanmış durumda, bakım yükü altındaki kadınlar erkek meslektaşlarına göre daha az kazanıyor; gebelik ve emzirme izinleri idarecilerin keyfiyetine bırakılıyor. Kamuya müjdelenen yarım gün çalışma iznini kullanan meslektaşlarımız sürgün ediliyor. Sağlık ve sosyal hizmet politikaları ne emekçileri ne halkı memnun ediyor. Yoksulluk temel sorun olarak tüm halkı etkiliyor. Bu açıdan 8 Mart’ta taleplerimiz yalnızca ekonomik ve özlük hakları değil, toplumun sağlık ve sosyal hizmet hakkını da kapsıyor. Baskı ve zor zamanlarda olduğu gibi kadın mücadelesi sokakları aşan bir irade ortaya koydu; bugün de sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlar toplumun sağlık hakkı için aynı iradeyle sözünü yükseltecektir. Çünkü emek bizim, söz bizim. Yaşasın 8 Mart!” dedi.

Haber Giriş:8.03.2026 – 13:25

https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/kadin-saglik-emekcileri-yasadiklari-sorunlari-anlatti-eril-tibbin-hegemonyasina-karsi-varolus-mucadelesi-yurutuyoruz-2484939