Haber Yayın Tarihi: 12.03.2026 17:49 İranlı yazar Sepideh Gholian’ın ‘Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü’ kitabı, hapishanenin soğuk ve sert dünyasını, kadınların sıcak ve direniş dolu isyanıyla buluşturuyor. “Şunu söylemeliyim ki, tatlı yapmak benim için nefes almak gibi bir şey. O kadar hayati. Elime bir küp şeker geçmesi yeterli, iş bitmiştir…” Sepideh Gholian’in ikinci kitabı “Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü”, hapishanenin soğuk ve sert gerçekliğini sıcak bir isyanla harmanlıyor. 2024’te İran’da ilk kez okuyucuyla online platformda buluşan bu eser, kadınların kendilerinden mutlaka bir iz bulduğu bir akışa sahip. Şimdi Nâra Kitap tarafından Türkçeye çevrilerek yeni okuyucularla buluşacak olması, Gholian’ın en çok istediği gelişmelerden biri; kitabın tüm kadınlara ulaşması açısından önemli bir katkı sağlayacak. Birlikte umudu yeşerten kadınlara Sepideh Gholian, 2020’de yayımlanan “Tilapia Hurülazim’in Kanını Höpürdetiyor” adlı kitabında da hapishanede maruz kalınan zorlukları ve kadın mahkumların çektiği çileleri anlatmıştı. Bu yeni kitabında ise İran rejiminin hapishanelerinde yaşanan işkencelere, korkulara ve ölümle burun buruna geçen hayatlara dikkat çekerken, umudun birlikte yeşerdiğini gösteriyor. Sabırla, dirençle ve dayanışmayla… Cumartesi tatlısı: Fil Kulağı “Fil Kulağı tatlısını cumartesi günleri pişirmelisiniz, çünkü biz cumartesileri pişirirdik. Bir kilo unla bir sürü fil kulağı yapılabilir. Böylece pazar günkü görüşlerimiz çok tatlı geçerdi… Hem çok tatlı yapabilirsiniz hem de dengeli. Şekli tamamen sizin elinizde. Kare, üçgen, fil kulağı… Ben hep üçgen yaparım, Nilüfer kareyi tercih eder, Sepide Kaşani ise fil kulağı şeklini.” Cezaevinde ölen kadının anısına adanan tatlı Fil kulağı tarifi, Makkiye Neysi’nin anısına adanmış bir tarif. Erkek kardeşi tarafından göğsü yakılan Makkiye, cezaevinde hastalandı ve hapishane yetkililerinin ihmalkarlığı sonucu hayatını kaybetti. Nilüfer Bayani ve Sepideh Kaşani gibi isimler, rejime karşı çeşitli suçlamalarla yıllarca hapis yatmış kadınlar… İsimler ve anlatılar gerçeğe dayanıyor Gholian bir röportajında, “Kitapta, benim olup olmadığım belli olmayan bir karakter dışında tüm isimler gerçektir. Sadece mekanları değiştirdim. Tüm anlatılar gerçeğe dayanıyor. Ama hayal gücü hepimizin hayatına tuz biber katıyor…” diyor. İçerideki hayat tariflere gizlenmiş Sepideh, hapishanedeki tüm süreci incelikle raporlamış, yaşananları tariflerde gizleyerek rivayet değil gerçekleri kalıcı hâle getirmiş. Kitabın bende uyandırdığı ilk his, mücadeledeki inat ve gerçek mutluluk arzusunun, un, şeker, sıvı yağ, badem ve tereyağının arasında bir ürüne dönüşmesi… Dokunabileceğiniz, tadabileceğiniz, koklayabileceğiniz… Neredeyse nefes almak kadar doğal ve rahatlatıcı. Kitap, kadınların anıları ve hikâyeleriyle devam ediyor ve ilk pastacılık atölyesinin kurulduğu Buşehr Cezaevi’ne kadar uzanıyor. Oradan ve diğer kadınlardan fışkıran yaşam enerjisi, cezaevinin karanlığına ışık saçıyor. Ancak anlatılanlar sadece İran değil; kitabın her hikayesi, bu coğrafyada yaşayan tüm kadınların kendinden bir iz bulabileceği bir yerde duruyor. Ve birkaç cümle de Sepideh için: 2018’de Yeditepe işçilerinin grevleriyle başlayan yeni evre, mücadelesini ve azmini tarif etmek zor. Seni bir hapishaneden daha zor bir başka hapishaneye sürüklüyorlar, suçlamalarını ağırlaştırıyorlar ve son 8 yıldır bu böyle. Tanıştığımız günün üzerinden yıllar geçti ama parmaklıklar ve dikenli teller, senin bağını mücadele eden tüm kadınlarla kesmedi, aksine güçlendirdi. Başarana kadar devam edeceğiz… GÖRSEL VE KAYNAK: https://www.evrensel.net/haber/5974716/biraz-un-biraz-seker-biraz-umut Yazı gezinmesi Miley Cyrus, 20 yıl sonra tekrar Hannah Montana oluyor: Özel yıl dönümü bölümü geliyor “Tiyatrofolio: Nostaljik Sahnelere Yolculuk” Sergisi 23 Mart’ta Başlıyor