Haber Yayın Tarihi: 6.03.2026 11:37 Mezopotamya’da Sümer kent devletleri Lagaş ile Umma arasında gerçekleşen ve tarihte kayda geçen ilk savaşlardan biri olarak kabul edilen çatışma, ünlü “Akbabalar Steli” üzerinde ayrıntılarıyla betimleniyor. Irak’ın güneyindeki Tello’da (antik Girsu) ortaya çıkarılan stel parçaları günümüzde Paris’te bulunan Louvre Müzesinde sergilenmeye devam ediyor. İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan asimetrik savaş, insanlık tarihindeki ilk savaşların nerede ve nasıl gerçekleştiği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Yazılı kaynaklar ışığında geçmişten bugüne hangi bilgilerin ulaştığını, bu konuyu yakından izleyen ve sahada incelemelerde bulunan Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen’e sorduk. Başgelen, bu çerçevede Sümer kentleri Lagaş ile Umma arasında yaşanan savaşı ve bu çatışmayı anlatan ünlü Akbabalar Steli’ni anlattı. İnsanlık tarihinin bilinen en eski savaşlarından biri olarak kabul edilen bu mücadele, geride kalan belgeler, kabartmalar ve arkeolojik bulgular sayesinde hem siyasal tarih hem de sanat tarihi açısından önemli kaynaklardan biri olarak değerlendiriliyor. Lagaş ile Umma arasındaki savaş ve “Akbabalar Steli” Yazılı kaynaklarda yer alan en eski savaşlardan biri, Mezopotamya’da Sümer şehir devletleri Lagaş ile Umma arasında yaşandı. MÖ 2525 civarında sınır anlaşmazlığı nedeniyle başlayan bu mücadele, ünlü “Akbabalar Steli” adı verilen anıtta ayrıntılı biçimde anlatılıyor. İnsanlık tarihinin bilinen en eski savaş anıtlarından biri kabul edilen bu stel, Lagaş Kralı Eannatum’un Umma Kralı Ush karşısındaki zaferini simgelemek amacıyla dikildi. Eserde, Erken Hanedanlık III dönemine (MÖ 2600–2350) ait Lagaş şehir devletinin komşusu Umma’ya karşı elde ettiği zaferi anlatan savaş sahneleri ve dini kabartmalar yer alıyor. Stel adını, üzerindeki sahnelerden birinde görülen akbaba figürlerinden alıyor. Başlangıçta tek parça halinde olduğu düşünülen dikilitaşın günümüze yalnızca yedi parçası ulaşabildi. 1880’li yıllarda Irak’ın güneyindeki Tello’da (antik Girsu) bulunan bu parçalar bugün Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergileniyor. Arkeolog Nezih Başgelen’e göre “Akbabalar Steli”, Lagaş Kralı Eannatum’un anlatımıyla iki şehir devleti arasında 150 yılı aşkın süre devam eden sınır ve su anlaşmazlıklarını belgeleyen önemli bir eser. Başgelen, stel üzerindeki yazı ve tasvirlerin uluslararası hukuk tarihi açısından da günümüze ulaşan en eski belgelerden biri sayıldığını belirterek, eserin tarih, sanat, din ve siyasal tarih açısından birçok disipline benzersiz veriler sunduğunu vurguluyor. En eski çatışma örneği Başgelen, arkeolojik bulgulara dayanarak bilinen en eski çatışma örneğinin ise Sudan’daki Jebel Sahaba katliamı olduğunu ifade ediyor. Nil Nehri kıyısında bulunan ve MÖ 13–14 bin yıllarına tarihlenen bu alanda aynı dönemde gömülmüş 61 iskelet keşfedildi. İskeletlerin büyük bölümünde ok ve mızrak yaralarına rastlanması, bu olayın insanlık tarihindeki en eski organize şiddet örneklerinden biri olarak kabul edilmesine yol açıyor. Kabartma sanatının dikkat çeken örneklerinden biri Irak’ın Tello kenti yakınlarında bulunan antik Sümer yerleşimi Girsu’da ortaya çıkarılan Akbabalar Steli, Sümer kabartma sanatının en çarpıcı örnekleri arasında gösteriliyor. Anıtta, Lagaş kentinin komşusu Umma’ya karşı verdiği savaş ve elde ettiği zafer sahnelerle anlatılıyor. Üzerindeki mağlup düşmanların bedenleriyle beslenen akbaba figürlerinden dolayı eser “Akbabalar Steli” olarak anılıyor. Stelin ön yüzünde Lagaş Kralı Eannatum ordusunun başında tasvir edilirken, arka yüzünde ise tanrı Ningirsu bir elinde gürz, diğer elinde ağ tutar halde betimlenmiş. Bu sahne, tanrının yardımıyla düşmanların adeta bir ağ içinde toplandığını simgeliyor. Lagaş, Kral Eannatum döneminde tüm Sümer üzerinde etkili olan ve Mezopotamya tarihinde belirleyici rol oynayan şehir devletlerinden biri olarak biliniyor. GÖRSEL VE KAYNAK: https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/louvre-muzesi-nde-sergilenen-akbabalar-steli-ni-arkeolog-nezih-basgelen-e-sorduk-arkeolojide-savas-2484345 Yazı gezinmesi Kristal Kalem Öykü Ödülleri 2026 Başvurularını Almaya Başladı Brahms’ın Ein deutsches Requiem’i CSO Ada Ankara sahnesinde