Bugün Yaşar Kemal’in ölüm yıl dönümü. Onun romanlarında, hikâyelerinde ve röportajlarında halk kültürünün, destanların ve ağıtların izlerine her an rastlamak mümkün. Yaşar Kemal’in roman kahramanları ise adeta bir destandan ya da bir ağıttan çıkıp gelmiş gibidir. Haber Yayın Tarihi: 28.02.2026 12:31 Ne değişti? “Gençliğimin sekiz dokuz yılı folklor derlemeleriyle geçti. Derleme kolay bir iş değildi. Daktilomda yoktu o zamanlar, o yüzden el yazılarımı temize çekemiyordum. Salt sarı defterleri bir sandıkta üst üste yığıyordum.” Edebiyatımıza romanlarıyla damga vuran Yaşar Kemal, çocukluk ve gençliğinin ilk yıllarını halk derlemeleriyle geçirir. Edebiyata, henüz 8-9 yaşlarındayken destanlarla, türkülerle, ağıtlarla merhaba der Yaşar Kemal. Bu denli, küçük yaşta halk anlatılarına ilgi duymasında en büyük etken evde Evdale Zeynike, Karacaoğlan, Dadaloğlu’nun sesinin yükselmesiydi. Evleri dengbejlerin ve halk ozanlarının uğrak yeriydi. Yaşar Kemal, köylerine gelen halk ozanlarını dikkatlice dinler hatta onlarla kimi zaman atışırdı. Bu durum köye gelen Aşık Ali ve Aşık Rahmi’nin dikkatini çekmişti. Halk ozanları, henüz 8-9 yaşlarında olan Yaşar Kemal’i geleceğin Karacaoğlan’ı olarak görür. Yaşadığı Kadirli’nin Hemite köyü ve çevre köylerde adı Aşık Kemal’e çıkar. Yaşar Kemal, yaktığı ağıtları, söylediği türküleri unuttuğunu fark edince bu eksikliği gidermek için kendi köyüne bir saat uzaklıkta olan Burhanlı köyüne gider ve üç ayda okuma yazmayı söker. Derleme dönemi… Yaşar Kemal,1939-1951 yılları arasında artık türkü söyleyip ağıt yakmaktan derleme dönemine girer. Toroslarda dağ taş edemeden gezilmedik yer bırakmayan Yaşar Kemal, gittiği her köyde Köroğlu’ndan hikayeler anlatarak halkın ilgisini çeker. Sonra köylüye dönerek “Hadi, şimdi sıra sizde” diyerek köylüden ağıtlar, türküler, destanlar toplar. Bu derlemeler ilk olarak Abidin Dino ve Arif Dino Kardeşlerin dikkatini çeker. Abidin Dino bu gencecik çocuk için Milliyet gazetesine şunları yazar: “Gözümün önünde bir deri, bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal Sadık Göğceli. Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan iki de bir kopup gelir Adana’ya çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmış.” Abidin Dino, Yaşar Kemal’in bitip tükenmeyen bu çabası için ona ‘Türkülerin Müfettişi’ adını takar. 1943’te Halkevlerinin katkısıyla Yaşar Kemal’in derlemeleri “Ağıtlar I” adıyla yayımlanır. Bu derlemeler sırasında halkla içli dışlı olması nedeniyle yönetilenler tarafından mimlenir ve evi baskın yerine döner. Evdeki derlemelerin yer aldığı sarı defterler, yakılıp yok edilir. Yaşar Kemal bu durumu şöyle anlatır: “Her seferinde bu defterler polis kazasına uğruyordu. Yalvar yakar kimse gözünün yaşına bakmıyordu. Yapmayın etmeyin bunlar ulusal kültürün bir parçası…Kim anlar, kim dinler…” Yaşar Kemal’in üzerindeki baskıları azaltmak için 21 Ekim 1944’te Halkevi bir vesika yayımlar. “Adana Halkevleri tarafından verilen bir vesikadır. Halkevimiz elemanlarından olup bu kere folklor derlemesine memur edilen Kemal Sadık Göğceli’ye kaza, nahiye ve köylerde lazım gelen kolaylığın gösterilmesini saygılarımla rica ederim. Adana Halkevi Reisi Eczacı Hasan Basri Arsoy.” Yaşar Kemal’in romanlarında da, hikayelerinde de, röportajlarında da uçsuz bucaksız halk kültürünün, destanlarının, ağıtlarının izlerine her an rastlayabilirsiniz. Yaşar Kemal’in yarattığı her roman kahramanı; bir destandan, bir ağıttan çıkmış gibidir. Yaşar Kemal bilir ki halkı anlatmanın en güzel yolu yine halkın kendisidir. KAYNAKÇA: Türkülerin müfettişi: Yaşar Kemal- Evrensel Yazı gezinmesi L’attachement filminin konusu ne? L’attachement filminin oyuncuları kim? Türkiye-Almanya Film Festivali’nde Onur Ödülü Haluk Bilginer’e: “Utanmayı Bilmeyenler Yönettikçe Dünya Daha Kötüye Gidecek”