Avrupa, geçmiş teknoloji devrimlerinde araştırmayı ticarileştirme konusunda geride kalmış olsa da kuantum bilgisayarlar söz konusu olduğunda bu tablo değişebilir. Özellikle Fransa merkezli girişimlerin attığı adımlar, kıtanın bu alanda küresel rekabette daha iddialı hale gelebileceğine işaret ediyor.

Yeni tesisle büyük hedef

Fransız kuantum girişimi Alice & Bob, Paris’in kuzeyinde 50 milyon dolarlık yeni bir tesis açmaya hazırlanıyor. Bu merkezde daha gelişmiş kuantum sistemleri test edilecek ve şirket kendi çip üretimini de gerçekleştirecek.

Şirketin CEO’su Théau Peronnin, BBC’ye yaptığı açıklamada, kuantum bilgisayarların yakın gelecekte veri merkezlerine entegre edilerek mevcut hesaplama kapasitesini ciddi ölçüde artıracağını belirtiyor. Bu teknolojinin, özellikle ilaç geliştirme gibi alanlarda klasik bilgisayarların çözemediği problemleri çözebileceği ifade ediliyor.

En büyük engel: Kırılganlık

Kuantum bilgisayarların önündeki en kritik sorunlardan biri, “kübit” adı verilen yapıların son derece hassas olması. Elektron ve fotonların kuantum özelliklerine dayanan bu sistemler, dış ortamdan gelen en küçük etkileşimde bile bozulabiliyor.

Bu sorunu aşmak için birçok şirket binlerce kübiti aynı anda kullanmayı hedeflerken, Alice & Bob farklı bir yöntem geliştiriyor. Schrödinger’in kedisi deneyinden esinlenen “cat qubit” yaklaşımı, bazı hataları otomatik olarak düzeltebiliyor. Bu da daha düşük maliyetli ve daha sade sistemler geliştirilmesini mümkün kılabilir.

Fransa merkezli güçlü ekosistem

Fransa, kuantum teknolojileri alanında yalnızca tek bir girişime bağlı değil. Olivier Ezratty’ye göre ülkede altı aktif kuantum şirketi bulunurken, yeni girişimler de kurulmaya devam ediyor.

Bu alanda öne çıkan diğer şirketler arasında Pasqal, Quandela, Quobly ve C12 yer alıyor. Uzmanlara göre Fransız firmalarının en büyük avantajı ise maliyet ve enerji verimliliği.

Küresel rekabet hız kesmiyor

Buna rağmen küresel ölçekte rekabet oldukça yoğun. ABD merkezli IBM sektörde güçlü bir konumda bulunurken, Avrupa’da IQM dikkat çekiyor. İngiltere’de ise Oxford Quantum Circuits ve Riverlane öne çıkan diğer aktörler arasında.

Öte yandan Avrupa’da bazı kuantum sistemleri halihazırda yüksek performanslı bilgisayarlarla entegre edilmeye başlanmış durumda. Air Liquide gibi şirketler de bu teknolojileri test ediyor.

Teknoloji hâlâ erken aşamada

Her ne kadar gelişmeler umut verici olsa da mevcut kuantum bilgisayarların kapasitesi henüz sınırlı. Peronnin, bugünkü sistemlerin performansının bir akıllı telefon seviyesinde olduğunu belirterek teknolojinin henüz gelişim sürecinde olduğunu vurguluyor.

Avrupa ABD’yi geçebilir mi?

Fransa’nın en büyük avantajlarından biri güçlü akademik altyapısı. École Polytechnique ve École Normale Supérieure gibi kurumlar, dünya çapında fizik eğitimi sunuyor.

Peronnin’e göre kuantum teknolojileri, ülkeler arasında daha eşit bir rekabet alanı yaratıyor. Bu durum, Avrupa’nın geçmişteki dezavantajlarını telafi etmesi için önemli bir fırsat olarak görülüyor.

Ancak en kritik unsur finansman. Uzmanlar, Avrupa’nın gerekli kaynaklara sahip olduğunu ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için daha kararlı ve iddialı adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Avrupa’nın bu alanda başarılı olması, yalnızca teknolojik gelişim değil aynı zamanda stratejik bağımsızlık açısından da büyük önem taşıyor.

KAYNAK: https://gazeteoksijen.com/bilim-ve-teknoloji/avrupa-kuantum-bilgisayar-yarisinda-abdyi-geride-birakabilir-mi-272319 , https://x.com/GazeteOksijen/status/2044339656775389297

Haber’in Alınma Saati: 22.30

Haber’in Tarih-Saati: 15.04 / 22.40

By ilayda

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir