Haber Yayın Tarihi: 26.05.2026 21:08

Ayşe Emel Mesci, tiyatro sanatına oyuncu, yönetmen ve eğitmen olarak 60 yıldır katkı sunan üretken sanatçılardan biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Son olarak Üstün Akmen Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne layık görülen Mesci, tiyatro anlayışını, Faust Part Two yorumunu ve Türkiye’de tiyatro eğitiminin durumunu değerlendirdi.

“TİYATRO BENİM İÇİN YAŞAM BİÇİMİ”

Uzun sanat yolculuğunda yönetmenlikten oyunculuğa, akademiden sahne üretimine kadar pek çok alanda çalışan Ayşe Emel Mesci, tiyatronun yalnızca estetik değil aynı zamanda düşünsel bir alan olduğunu vurguladı.

Her yeni oyunda farklı bir arayış içinde olduğunu belirten Mesci, tiyatronun insanı ve toplumu anlamaya yönelik güçlü bir araç olduğunu ifade etti.

“FAUST II” VE YENİ YORUMLAR

Usta yönetmen, özellikle Faust Part Two üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor.

Metnin yalnızca klasik bir eser olarak değil; modern insanın iktidar, bilgi, hırs ve vicdan çatışmalarını anlatan güncel bir anlatı olarak okunması gerektiğini savunan Mesci, sahnelemelerinde çağdaş yorumlara ağırlık veriyor.

TÜRKİYE’DE TİYATRO EĞİTİMİ

Ayşe Emel Mesci, Türkiye’de tiyatro eğitiminin gelişmesine rağmen uygulama alanlarının güçlendirilmesi gerektiğini de dile getirdi.

Genç sanatçıların yalnızca teknik beceri değil; kültürel birikim, düşünsel derinlik ve disiplinle yetişmesinin önemine dikkat çeken Mesci, tiyatronun kolektif üretim ruhunun korunması gerektiğini söyledi.

Ayşe Emel Mesci, son dönemde yeniden sahnelediği Kerbela ve büyük ilgi gören Faust II üzerine konuşurken, tiyatro anlayışının temelinde ritüel, düşünce ve kolektif üretim olduğunu söyledi.

“KERBELA” MODERN BİR AĞIT

2025 yılında Ankara State Theatre sahnesinde yeniden yorumladığı Kerbela için Mesci, oyunun taziye geleneği ile Shakespeare tragedyası arasında özel bir yerde durduğunu belirtti.

Usta yönetmen, 2024 yılında yaşamını yitiren besteci Tahsin İncirci’nin müziklerinin yapıtın ruhunu belirlediğini ifade ederek, oyunu “bir yanıyla ritüel, bir yanıyla modern bir ağıt” sözleriyle tanımladı.

GOETHE’NİN BAŞYAPITIYLA 60. YIL

2025-26 sezonunun tiyatrodaki 60. yılı olduğunu söyleyen Ayşe Emel Mesci, uzun yıllardır sahnelemeyi düşündüğü Faust Part Two için bu dönemin özel bir anlam taşıdığını vurguladı.

Johann Wolfgang von Goethe’nin yaklaşık 60 yılda tamamladığı eserle kendi sanat yolculuğu arasında sembolik bir bağ kurduğunu belirten Mesci, Devlet Tiyatroları’nın projeyi kabul etmesinden mutluluk duyduğunu söyledi.

Uyarlama sürecinde Ali Berktay, Zehra Aksu Yılmazer çevirisi üzerinde çalışarak “Faust II”yi tek perdede yeniden yapılandırdı.

Mesci’ye göre bu yorum, Goethe’nin kapitalizm, sömürgecilik ve moderniteye dair ileri görüşlü eleştirilerini öne çıkarırken; Faust ve Mefisto karakterlerine de yeni bir bakış getiriyor.

“HER OYUN FARKLI BİR YOLCULUK”

Ayşe Emel Mesci, yönettiği oyunların hazırlık süreçlerinin birbirinden farklı olduğunu ancak ortak bir yaratım anlayışı taşıdığını söyledi.

Bir oyunu bazen yıllarca zihninde taşıdığını belirten Mesci, ilk aşamanın yönetmen olarak söylemek istediği sözü kurmak olduğunu ifade etti.

Daha sonra dramaturgiden sahne ve kostüm tasarımına, ışık kullanımından mapping teknolojilerine kadar farklı disiplinlerle birlikte ortak bir yaratım süreci başladığını anlattı.

Oyuncu seçiminin en zor ama en önemli aşamalardan biri olduğunu vurgulayan Mesci, “Benim tiyatro anlayışımda küçük rol, büyük rol diye bir kavram yok” dedi.

Ayşe Emel Mesci, tiyatroda “küçük rol-büyük rol” ayrımına inanmadığını vurgulayarak sahnedeki kolektif enerjinin önemine dikkat çekti.

“TİYATRO KOLEKTİF BİR ENERJİDİR”

Mesci’ye göre bir oyunda ana karakterler kadar, onların çevresinde sahne atmosferini kuran ekip de belirleyici rol oynuyor.

Bu nedenle özellikle genç oyuncularla beden ve nefes çalışmaları yaptığını anlatan yönetmen, tiyatronun yalnızca söz merkezli bir sanat olmadığını söyledi.

Ayşe Emel Mesci, sahnede müzik, ritim, hareket, ışık, görüntü ve dekor kullanımını aynı bütünün parçaları haline getirmeye çalıştığını belirterek, bu yöntemin seyirciyi edilgen konumdan çıkarıp düşünmeye yönelttiğini ifade etti.

“TİYATRO EĞİTİMİNDE CİDDİ EKSİKLER VAR”

Türkiye’deki tiyatro eğitimini yetersiz bulduğunu söyleyen Mesci, genç oyuncuların özellikle beden kullanımı ve sahne dili konusunda eksik yetiştiğini dile getirdi.

Bu boşlukları atölye çalışmalarıyla kapatmaya çalıştığını belirten usta yönetmen, dünya tiyatrosunda sözün mutlak egemenliğinin artık kırıldığını; beden dilinin en az konuşma kadar önemli hale geldiğini söyledi.

Vsevolod Meyerhold’un yüzyıl önce işaret ettiği fiziksel tiyatro anlayışının bugün daha görünür hale geldiğini ifade eden Mesci, Türkiye’de de eğitim sisteminin buna göre yenilenmesi gerektiğini savundu.

“TİYATRO SUYA YAZI YAZMAK GİBİ”

Tiyatro ödüllerine dair görüşlerini de paylaşan Ayşe Emel Mesci, sanatçı için en büyük ödülün seyircinin takdiri olduğunu söyledi.

Ancak ödüllerin görünürlük sağladığını ve tiyatro emekçilerinin çabasının fark edilmesine katkı sunduğunu belirten Mesci, tiyatroyu “suya yazı yazmak” benzetmesiyle anlattı.

Mesci’nin son dönemde en çok ödül kazanan oyunu ise Medea-Material oldu. Yapım; Afife Theatre Awards’ta en iyi oyun, yönetmen, kadın oyuncu, sahne ve ışık tasarımı dahil beş ödül kazanırken, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği tarafından da yılın oyunu seçildi.

( KARDEŞ HABER)

GÖRSEL VE KAYNAK: https://mavimanset.com/2026/05/26/ayse-emel-mesci-ile-tiyatronun-60-yillik-yolculugu/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir