Hint Okyanusu’ndaki izole sürünün genetik sırrı bilimsel olarak aydınlatıldı

Bilim insanları, 19. yüzyılın sonlarında Amsterdam Island’na bırakılan ve 130 yılı aşkın süre izole şekilde yaşamını sürdüren vahşi sığır sürüsünün genetik dayanıklılığını ortaya çıkardı. Yapılan yeni araştırmalar, yalnızca beş hayvandan türeyen popülasyonun nasıl genetik çöküş yaşamadan varlığını sürdürebildiğini gözler önüne serdi.

Sert doğa koşullarında nesiller boyu hayatta kaldılar

Fransa’ya bağlı, Hint Okyanusu’nda yer alan 21 mil karelik adada yaşayan sürü; sert rüzgarlar, düşük sıcaklıklar ve sınırlı tatlı su kaynaklarına rağmen nesiller boyunca varlığını korudu. Küçük bir başlangıç grubundan çoğalan popülasyon, 1988 yılına gelindiğinde yaklaşık 2 bin başlık dev bir sürüye ulaşmıştı.

Ancak adadaki ekosistemin korunması amacıyla, özellikle nesli tehlike altındaki Amsterdam Albatross’un yaşam alanını güvence altına almak için sürü 2010 yılında tamamen ortadan kaldırıldı.

DNA analizleri beklenmedik bir tablo ortaya koydu

1992 ve 2006 yıllarında toplanan 18 farklı hayvana ait DNA örnekleri üzerinde yapılan modern genetik incelemeler, sürünün tahmin edilenden çok daha güçlü bir genetik çeşitliliğe sahip olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, küçük kurucu popülasyonun genetik yapısında iki farklı ana soy bulunduğunu belirledi. İncelenen veriler, sürünün genetik yapısının yaklaşık yüzde 75’inin Avrupa kökenli taurine sığırlarından, yüzde 25’inin ise sıcak iklimlere dayanıklılığıyla bilinen Hint kökenli zebu sığırlarından geldiğini ortaya koydu.

Melez yapı, hayatta kalmanın anahtarı oldu

Uzmanlara göre adaya bırakılan ilk beş hayvanın zaten melez bir genetik yapıya sahip olması, popülasyonun başlangıçtan itibaren geniş bir gen havuzuna sahip olmasını sağladı.

Ayrıca Avrupa kökenli atalarının soğuk, nemli ve sert iklim koşullarına uyumlu bölgelerden geliyor olması, sürünün adanın zorlu çevre şartlarına kısa sürede adapte olmasını kolaylaştırdı.

Genetik darboğaz teorisi bu sürüde işlemedi

Normal şartlarda çok az sayıda bireyden türeyen popülasyonlarda görülen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen genetik darboğaz etkisinin bu sürüde ortaya çıkmadığı tespit edildi.

Bilim insanları, sürünün ilk yıllardaki hızlı nüfus artışının akraba çiftleşmesinden kaynaklanan genetik riskleri önemli ölçüde azalttığını belirtti. Zararlı mutasyonların baskın hale gelememesi sayesinde sürünün yüksek sağlık seviyesini koruduğu ifade edildi.

“Cüceleşme” iddiası da çürütüldü

Daha önce yayımlanan bazı araştırmalarda, adadaki sert koşullar nedeniyle hayvanların zamanla küçüldüğü ve “cüceleştiği” öne sürülmüştü. Ancak yeni genetik veriler bu görüşü geçersiz kıldı.

Son analizler, sürünün kurucu bireylerinin zaten doğal olarak küçük yapılı sığır ırklarından seçildiğini ortaya koydu. Böylece boyut küçülmesinin çevresel baskılardan değil, genetik mirastan kaynaklandığı netleşmiş oldu.

KAYNAK: https://www.sozcu.com.tr/130-yil-once-issiz-adaya-birakilan-inek-surusunun-sirri-cozuldu-p322658 , https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/doga-alan-tarla-saha-12639450/

Haber’in Alınma Saati: 15.45

Haber’in Tarih-Saati: 25.05 / 16.40

By ilayda

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir